22 Nisan 2016

 EFENDİM

        Sen yoktun!..Yetimdi, garipti yürekler, varlığına, nefesine hasret; öksüzdü yeryüzü  şefkat ve merhametten mahrum!.. Güneş ziyasını kaybetmiş, ışıldamıyordu ay solgun…

       Sen yoktun!.. Mevsim borandı, güller solgun, gönüller hasretinden yorgun.

        Nur dağı sisliydi senin yokluğunda; sana kavuşabilme özlemiyle Hira mahzun!.. Susuzluktan çatlayan toprak misali kainat sana meftun!..

        Küfür ve zulüm altın devrini yaşıyorken; hissizdi yürekler, kaskatıydı, taş gibi, çünkü yüreklerde şefkat potan eksikti.

        Kız çocukları diri diri toprağa gömülürken, annelerin gönül heybelerinde ki sessiz çığlıkların mesihi oldun, tam bin dört yüz yıl önce… Karanlık bir devirde, karanlık gönüllere bir güneş gibi doğdun, hiç batmamak üzere…

       Çaresizliğin son deminde tek bir nefesle açıldı göklerin kapıları ve kâinata teşriflerinle gül kokusu sardı âlemi buram buram…

       Ümmeti ümmeti diye kâinatı titreten bir bebeğin doğumuyla şereflendi cihan!  Gelişin çöle can verdi. Yeşerdi bitap düşmüş gönüller, nur oldu.                                                                                                                        Sen varoluşun sebebi, iki cihan güneşi, Hakka giden Hak yolun müjdecisi…  Gelişinle gecemiz gündüz, hazan yüreklerimiz bahara döndü sevgili peygamberim.                                                                                                                                                                        Seni görmeden seven ümmetinden güllerce selam, binlerce salât senin üzerine olsun EFENDİM!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

RUHUN PRANGALARINI ÇÖZMEK

  Ruhun Prangalarını Çözmek: Bırakmanın Hafifliği Yıllarca kilitli kaldığınız, gün ışığı görmeyen dar bir odadan aniden çıktığınızı hayal ed...